http://haber.sol.org.tr/yazarlar/mustafa-turkes/kisir-dongu-172171
"15 Temmuz’dan bugüne iktidar “FETÖ ile başkası mücadele edemez;
bugünkü iktidar alternatifsizdir” görüşünü insanların beynine çivilemek
istiyor.
İktidar Gülen cemaati soruşturmasının kendi mensuplarına
bulaşmasından korkuyor, ihtimaldir ki çorap söküğü gibi
durduramayabilirler. İktidar klasikleşen yöntemine başvuruyor: Gülen
cemaatinin yalnızca kendi içlerinde olmadığını, muhalefet partilerinin
içinde de bulunduğunu bu nedenle sorumluluğun paylaşılması gerektiğini
dile getirerek muhalefet partilerine aba altından sopa gösteriyor.
Öte taraftan ise tekrar bir “Dava” söylemine başvurulduğu görülüyor,
peki ama bu dava nedir? Tek cümle ile günümüz koşullarında kapitalizmin
İslami modelini hayata geçirmek olarak tarif edilebilir."
"İktidar partisi içinde ise tedirginlik var: Eski ortakları şimdi hasım.
Kim kimi ne zaman ve nasıl gammazlayacak korkusu içinde bulunanlar
azımsanmayacak sayıda. İktidarın üst yöneticileri ve il ilçe
yönetimlerinde bulunanlar FETÖ soruşturmalarının kendilerine yönelmesini
istemiyorlar. Mensuplarının çoğunun şöyle ya da böyle etkileneceğinin
farkındalar; ne de olsa on yıl fiili ortaktılar. Öküz de halen yaşıyor;
bazıları ortaklığın niçin bozulduğunu anlamakta zorlanıyor. İktidar
17/25 Aralık 2013’ü milat ilan ederek kendi tabanını tamamen karşısına
almamaya özen gösteriyor. İlerde geçmişe yönelik af çıkartırsa şaşırtıcı
olmayacaktır. Gerçek o ki, iktidar bütünüyle Gülen cemaati ile ilişki
içindeydi. Bu gerçeği önce ikrar, sonra inkâr ederek veya hukuki olmayan
milat tanımlaması yaparak kapatmak pek mümkün görünmüyor. İktidar
ilişki gerçeğini yaygınlaştırarak sorumluluğu paylaşmak istemektedir."
"İktidar dış politikada da alternatifsiz olduğu kanısını yaymaya
çalışıyor. Bunu şöyle bir döngü içinde yapıyor: Dış ilişkisinde bir
aktör ile sürtüşmeye girdiğinde hemen başkasına yanaşmaya çalışıyor,
orada da yaşanan krizden çıkmak için diğer aktörlere yöneliyor. Her yeni
yönelimde karşı tarafa bir şeyler vererek kriz sarmalı içinde kendi
iktidarını sürdürebilir kılmayı hedefliyor.
Örneklere bakalım: ABD ve AB ile gerginlik yaşadığında Putin’e
Şanghay İşbirliği Örgütü’ne bizi alın diyen yaklaşım, hızla Rusya
Federasyonu ile çatışma sürecine girdi ve yanlış düşman edindi.
Davutoğlu’nu uzaklaştırıp Rusya ile ilişkisini yeniden düzeltiyor,
karşılığında Rusya’ya ve ABD’ye bir şeyler veriyor. Elbette karşı
taraftan da bir şeyler alabiliyor. Dış politikanın rasyonel al-ver
ilişkisi olduğunu düşünüyorsanız işte büyük yanılgı burada. İktidar
al-ver ilişkisini tasarlarken alternatifsizliğini kanıksatmak istiyor.
İncirlik üssünün kullanımı bunun için net bir örnek; önce ABD’nin sonra
Almanya’nın da kullanımına açıldı. Ne karşılığında? Irak’ta sınır ötesi
operasyon yapılması ve YPG’nin Fırat’ın Batısına geçmesine izin
verilmemesi karşılığında. Peki, bu durum Fırat’ın doğusundaki durumu
kabul etmek anlamına gelmiyor mu?"
"Fırat Kalkanı operasyonunda iktidar Rusya ile al-ver ilişkisine girmiş
durumda, burada ABD ile ilişkisinin daha gergin olacağı aşikâr.
Hatırlayalım, iktidar Rusya ile ilişkisini bozduğunda Suriye denkleminin
dışına itilmişti. Rusya ile ilişkiyi düzelterek tekrar bu denklemin
içinde yer almaya çalışıyor. Fırat Kalkan’ı operasyonunun
ABD-Türkiye-Rusya üçlüsünün uzlaşısı olduğu açık. Türkiye’nin Cerablus’a
girmesine izin verilmesi karşılığında ABD, YPG’nin Fırat’ın doğusunda
varlığının tanınmasını garantiye alması, Rusya’nın ise IŞİD’in Türkiye
üzerinden Kafkasya ve Rusya Federasyonu’na geçişinin önüne geçilmiş
olması, ayrıca ABD’nin Kürt koridorunu tamamlamasının ötelenmesi. İlerde
koridorun tamamlanması daha güneyden denenebilir. Buna Rakka’da
yaşanacak çatışma ve ABD’de başkanlık seçiminden sonra karar
verileceğini tahmin etmek mümkündür.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder